Hz.Muhammed’in Hayatı – 6

Yüce Allah’ın yardımıyla Medine müminlerin vatanı oldu. Müminler mescidin yapılmasından itibaren insanları namaz vakitlerinde mescide toplama yolu düşündüler. Ateş yakalım dumanını görenler gelirler denildi. Davul yada borazan sessini teklif edenler oldu. Bunların hiçbiri Hz. Peygamberin hoşuna gitmedi. Ashaptan Abdullah bin Zeyd, rüyasında bir ihtiyarın öğrettiği ezanı Hz. Peygambere anlattı ve Peygamber Efendimiz hoşlandı. İnşallah bu sahih rüyadır diyerek Bilal’ e öğretmesini emretti. Artık namaz vaktinin geldiğini Hz. Bilal ezan okuyarak müminlere duyuruyor ; müminlerde camiye koşuyorlardı. Bir gün sabah namazına gelen Bilal Hz. Peygamberi uyur halde buldu, “esselatü hayrun mine’n-nevm” yani namaz uykudan daha hayırlıdır diye seslendi. Uyanan peygamberimiz:

– ey Bilal bu söyleri sabah ezanına koy dedi.

Hz muhammed Medine’ye gittikten sonra Yahudilerinde içine alan geniş bir teşkilat kurmuş, Medine hududları içinde yaşayan herkesin eşit haklara ve görevlere sahip olana vatandaşlar olduğunu, dışardan yapılan bir saldırıya karşı bir ve beraber olarak karşı konulacağını ihtiva eden bir anlaşmayı yazılı olarak ortaya koymuştu. Dünyanın ilk yazılı antlaşması olma özelliğine sahip olan bu antlaşmanın adı, “ Medine vesikası”dır.

Bu arada Mekkeli müşrikler rahat durmuyor Medine’deki Yahudi kabilelerine mektuplar yazarak Hz. Peygamberi Medineden çıkarmalarını istiyorlar, itiraz ederlerse dünyayı başlarına dar getireceklerini bildiriyorlardı.

O sıralar hac suresi 39,40. ayet inerek müminlere ışık tuttu. Ayet aynen şöyledir:

“kendileriyle savaşılan müminlere, zulme uğramaları sebebiyle savaş izni verildi. Hiç şüphe yok ki Allah, onlara yardım etmeye kadirdir. Onlar ki, Rabbimiz Allah’tır demeden ötede hiçbir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır.”

Böylece artık Mekkelilere layık oldukları cevabı verme imkanı doğmuştu.

Bu izin üzerine Hz. Peygamber, tamamı muhacirlerden oluşan 30 kişilik bir askeri birlik hazırladı. Amcası Hamza’nın komutası altında yola çıkardı. Maksat Şam tarafından gelmekte olan ve Ebu Cehil’in komutasında hareket eden bir kervanın kontrol altına almaktı.

Karşılaşan kervan halkı ve Müslümanlar harp düzenine geçti. Ancak araya giren Mecdibin Amr isimli bir şahıs iki tarafı muharebesiz birbirinden ayırdı.

İkinci bir sefer yine savaşsız geçti. Ancak üçüncü kez 2 kişi esir alınıp 1 kişi öldürüldü.

Bu durum Kureyş’in hoşuna gitmedi. Artık kendilerine Şam ticaret yolu kapanıyor demekti.

Akabe sözleşmesinde bulunan ve Resulullah Efendimize ilk defa beyat eden Bera bin Ma’rur vefat etmişti. Hz peygamber birkaç arkadaşıyla baş sağlığı dilemeye gitti. Bu sırada öğlen namazı vakti gelmişti ; dönseler vakit geçecekti. Namazı oradaki mescidde kılmaya karar verdiler.

İlk iki rekat kılınmıştı. Hz peygamber üçüncü rekatta ve ayaktaydı. Cibril-i Emin yüce Mevla’nın emrini getirdi.

“ya muhammed, zaman zaman senin yüzünün gök yüzünde dolaştığını görüyor, gönlündeki arzuyu biliyoruz. Bu sebeple seni arzu ettiğin ve hoşlandığın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü mescid-i haram tarafına çevir, sizde ey müminler nerede olursanız yüzlerinizi o tarafa çeviriniz.”( Bakara 144),

Vahiy bitince, Hz. Peygamber bulunduğu yerden geri döndü ve yüzünü Mescid-i Haram’a çevirdi. Ardında bulunanlar. Namazlarını bozmadan bir daire çizer gibi yeniden Hz. Peygamberin ardında yerlerini aldılar. Son iki rekat kılındı.

Bu mescid bundan böyle “mescid-i kıbleteyn” yani iki kıbleli mescid olarak bilindi.

Yorum Yap