İki Meslektaş

iki meslektasHişam bin el-Hakem ve Abdullah bin Yezid’i İbazi’nin temiz ve dostça meslektaş oluşları Kufe halkını şaşırtmaktaydı. Halkın dilinde dolaşan bu iki kişi, iki güzel ortak, iki emniyetli ve samimi meslektaş için atasözü olmuşlardı. Bu iki kişinin, ortak bir tuhafiyeci dükkanı vardı. Kumaş getirip satarak yaşıyorlardı. Aralarında hiçbir ihtilaf ve kavga vuku bulmamıştı.

Halkın dilinde dolaşan ve zengin-fakir herkesi çok şaşırtan mevzu şuydu:Bu iki kişi birbirine zıt iki mezheptendiler. Çünkü Hişam, imamiyye-i şianın meşhur alimlerinden ve imam Cafer Sadık (a.s)’ın dostları ve ashabın dandır. Ehli beytin imamlığına inanmaktaydı. Halbuki Abdullah bin Yezit, İbaziyye alimlerindendi. Akide ve mezheplerinin müdafaası söz konusu olduğu zaman, bu iki kişi, birbirine tam muhalif iki ayrı cephede olurlardı. Fakat onlar buna rağmen mezhep taassubunu kendi işlerine karıştırmamakta ve metanetle, ortak iş ve ticaretlerini ilerletmeyi becerebiliyorlardı.

Şaşılacak başka bir husus da şuydu: Şiiler ve Hişam’ın talebeleri, aynı dükkana geliyorlardı ve Hişam onlara, Şianın usul ve kaidelerini öğretiyordu. Abdullah, kendi mezhebine muhalif olan bu sözleri işitmekten rahatsız olmuyordu. Tersine, İbaziyyeden olanlar da geliyor ve Abdullah onlara Hişam’ın gözü önünde onun mezhebine aykırı olan başka bir mezhebi öğretiyordu. Aynı şekilde Hişam da bundan rahatsız olmuyordu.

Bir gün Abdullah, Hişam’a “Ben ve sen samimi iki dost ve meslektaşız. Beni iyi tanırsın beni damatlığa kabul etmeni, kızın Fatıma’yı benimle evlendirmeni istiyorum” dedi. Hişam, Abdullah’a cevaben tek bir cümle söyledi: “Fatma müminedir.”Abdullah bu cevabı işitince sustu, bu konuda başka bir söz ortaya atmadı.

Bu hadise de onların dostluğunu bozamadı İşleri yine birlikte devam etti. Bu iki dostu birbirlerinden ancak ölüm ayırabildi.

Yorum Yap