MUHTEŞEM CANLlLAR ORDUSU

Yeryüzü ovasında çadırları kurulmuş gayet muhteşem canlılar ordusunu görüyoruz. Evet, Hayy u  Kayyum’un sayısız ordulanndan,

her bahar mevsiminde yeni silah altına alınmış, gaibden gelen taze bir ordu meydana çıkmış görüyoruz.

Şu orduya bakıyoruz ki: Bitkilerden iki yüz binden fazla ve hayvanlardan yine yüz binden fazla çeşit çeşit kavimler görüyoruz.

Her bir milletin, her bir grubun elbisesi ayrı, yiyeceği ayrı, eğitimi ayrı, terhisleri ayrı, silahlan ayrı, askerlik müddetleri

ayrı olduğu halde, bir Büyük Kumandan, sonsuz kudret ve hikmetiyle ve nihayetsiz ilim ve iradesiyle, bitmez rahmetiyle,

tükenmez hazinesiyle, hiçbirini unutmayarak, şaşırmayarak, karıştırmayarak, geciktirmeyerek, ayrı ayrı bütün o üç yüz binden

fazla milleti tam bir düzenle, eksiksiz bir ölçüyle,

vakti vaktine, ayrı ayrı rızıklarını, ayrı ayrı elbiselerini, ayrı ayrı silahlarını vererek, ayrı ayrı talim yaptırarak, ayrı ayrı terhis

ettiğini, gözü bulunan görür ve kalbi bulunan, görmüşçesine tasdik eder.

İşte, hiç mümkün müdür ki, şu hayat vermeye, idare etmeye ve şu yaşatmaya, o orduyu bütün icraatlarıyla kuşatan geniş bir

ilmin ve o orduyu bütün malzemeleriyle idare eden mutlak bir kudretin Sahibinden başkası karışabilsin, müdahale edebilsin,

onda hissesi olsun? Yüz binler defa haşa! Bilinen bir şeydir ki, bir taburda on millet bulunsa, ayrı ayrı donatılması on tabur

kadar güç olduğundan, aciz insanlar, ister istemez bir tarzda donatmaya mecbur olmuşlar.

Halbuki Hayy u Kayyum, şu muhteşem ordusu içinde, üç yüz binden fazla millete ayrı ayrı hayat donanıını veriyor.

Hem külfetsiz, zorluksuz, kolay bir tarzda, hafif bir şekilde, gayet hikmedi ve imizamlı olarak veriyor.

Yorum Yap