Pazarcı ve Yoldan Geçen Adam

Pazarcı-ve-Yoldan-Geçen-Adamİyi gelişmiş vücudu ve güneşten yanmış yüzüyle; uzun boylu, iriyarı cüsseli, savaş meydanlarındaki dövüşmelerin hatırasını yüzünde taşıyan, gözlerinin kenarı yarılmış olan bir adam, emin ve kararlı adımlarla Kufe pazarından geçiyordu. Dükkanında oturmuş olan civardaki bir pazarcı, arkadaşlarını güldürmek için adama doğru, bir avuç çöp fırlattı. Yoldan geçen adam, gözünü kapamadan ve o tarafa bakmadan bile aynı emin ve sağlam adımlarla yoluna devam etti. Uzaklaşır uzaklaşmaz pazarcının arkadaşlarından biri ona, “Kendisine hakaret ettiğin o adamı tanıdın mı?” diye sordu.

– Hayır, tanımadım! Her gün gözümün önünden geçen binlercesinden biriydi! Sahi kimdi o adam?

– Hayret, tanımadın mı? Yoldan geçen o adam Malik-i Eşteri Naha’i, diye tanınan, o meşhur komutandı.

– Bu adam Malik-i Eşter miydi? Hani Aslan, kalbinin korkusundan eriyerek su olduğu, ve adının düşmanları titrettiği Malik mi?

– Evet Malik’in ta kendisiydi.

– Vay benim halime! Ne biçim iş yaptım! Şimdi beni sert bir şekilde cezalandırmak için emir verecek. Hemen koşup da eteğini tutayım ve kusurumu bağışlaması için yalvarayım.

Malik-i Eşter’in peşinden yola koyuldu. Malik’in yolunu mescide çevirdiğini görünce, peşinden mescide gitti. Onun namaza durduğunu görünce selam vermesi için bekledi. Sonra ona yaklaşıp yalvarıp yakararak kendisini tanıttı, “Ben cahillik neticesi hakarette bulunan kişiyim” dedi. Malik: Allah’a yemin ederim ki mescide senin hatırın için geldim. Çünkü senin, çok bilgisiz, cahil ve yolunu şaşırmış bir insan olduğunu anladım. Sebepsiz yere halkı incitenlerdensin. Acıdım haline ve buraya senin için dua edip Allah’tan doğru yola girmeni istemek için geldim. Zannettiğin gibi sana karşı her hangi bir düşmanca kasdım yoktur.

Yorum Yap