Yaratılış

Şüphesiz ki, en güzel ve en üstün nimetleri, bizim istifademize sunan, yüce Allah’tır.

O bize akıl, can, irade, fikir ve çeşitli yetenekler bahşetmiştir.

Dünya hayatımızı düzene sokmamız, saadet ve mutluluk içinde hayat sürmemiz için yol gösterici peygamberler göndermiştir.

Varlık ve hayatımız sadece ve sadece O’nun elindedir. Elimizdeki her şey, yüce yaratıcımız olan Allah’tandır.

O yaratıcımızdır, biz de O’nun yarattığı kullarıyız.

O ihtiyaçsız, müstağni ve her şeye gücü yetendir, biz ise daima muhtaç, güçsüz, küçük ve de sınırlı kullarız.

Böyle bir “güçsüz yaratık”tan, ibadet ve kulluktan başka bir şey beklenebilir mi?

Acaba güçsüz bir yaratıktan, o yüce yaratıcının huzurunda dua, huşu ve alçakgönüllülük içinde eğilme, muhtaç ve küçük bir kul olduğunu itiraf etmekten başka ne beklenebilir?

Yüce Allah’ın her çeşit gizli ve açık nimetlerinden yararlanan bir insandan, bütün bu nimetlerin sahibi olan yüce Allah’a, şükür ve hamdetmesinden başka bir şey beklenebilir mi?

Biz, akıllı ve vicdan sahibiyiz, hakkı tanırız ve teşekkür etmesini biliriz, kuluz ve ihtiyaç sahibiyiz. Ve eğer yüce yaratıcımız olan yüce Allah’ın huzurunda alnımızı toprağa koyuyor ve ibadet edip namaz kılıyor, ihtiyaçlarımızı istiyor ve gönlümüzdeki şeyleri Allah’a açıyorsak “O’nun Rabliğini” ve kendimizin “kulluğunu” ortaya koyup bunu itiraf ettiğimiz içindir.

Yorum Yap